Cumartesi Anneleri 803 Haftasın da gözaltına alındıktan sonra akıbeti karanlıkta bırakılan, failleri cezasızlıkla korunan Mehmet Salim Acar dosyasını kamuoyuna paylaşaldı

Mehmet Salim Acar için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!   803 haftadır, gözaltında kaybetmelerin devlet aygıtlarının işbirliğiyle uygulandığı ve cezasız bırakıldığı gerçeğini anlatıyoruz. Her buluşmamızda bıkmadan usanmadan hatırlatıyoruz: gözaltında kaybetmelerle ilgili soruşturmaları re’sen başlatmak ve kesintisiz bir şekilde yürütmek devletin hukuki yükümlülüğüdür. Devlet, gözaltında kaybedilen insanlarımızın  başına ne geldiğini, akıbetlerinin ne olduğunu aydınlatmak, onları kaybedenleri cezalandırmak zorundadır.     haftamızda […]

Cumartesi Anneleri 803 Haftasın da gözaltına alındıktan sonra akıbeti karanlıkta bırakılan, failleri cezasızlıkla korunan Mehmet Salim Acar dosyasını  kamuoyuna paylaşaldı
Cumartesi Anneleri 803 Haftasın da gözaltına alındıktan sonra akıbeti karanlıkta bırakılan, failleri cezasızlıkla korunan Mehmet Salim Acar dosyasını  kamuoyuna paylaşaldı
Cuneyt Yavuz
  • Yayınlanma15 Ağustos 2020 13:57
  • Güncelleme15 Ağustos 2020 13:58

Mehmet Salim Acar için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!

 

803 haftadır, gözaltında kaybetmelerin devlet aygıtlarının işbirliğiyle uygulandığı ve cezasız bırakıldığı gerçeğini anlatıyoruz. Her buluşmamızda bıkmadan usanmadan hatırlatıyoruz: gözaltında kaybetmelerle ilgili soruşturmaları re’sen başlatmak ve kesintisiz bir şekilde yürütmek devletin hukuki yükümlülüğüdür. Devlet, gözaltında kaybedilen insanlarımızın  başına ne geldiğini, akıbetlerinin ne olduğunu aydınlatmak, onları kaybedenleri cezalandırmak zorundadır.

 

 

haftamızda gözaltına alındıktan sonra akıbeti karanlıkta bırakılan, failleri cezasızlıkla korunan Mehmet Salim Acar dosyası ile kamuoyunun karşısındayız.

 

31 yaşındaki Mehmet Salim Acar, Diyarbakır/ Bismil’in köyü olan Ambar’da yaşayan bir çiftçiydi. 20 Ağustos 1994 tarihinde onüç yaşındaki oğlu ve bir çiftçi ile birlikte köy civarındaki tarlada çalışıyorlardı. Öğlen saatlerinde plakasız gri bir Toros ile gelen ve kendilerini polis olarak tanıtan silahlı kişiler Acar ve diğer çiftçinin kimliklerini istedi ardından Acar’ı zorla otomobile bindirerek götürdü.

 

Nehir kenarında çamaşır yıkayan Acar’ın kızı ve komşuları, nehre doğru yaklaşan Toros’un içinde Acar’ı elleri, gözleri ve ağzı bağlı bir biçimde gördüler. Ayrıca Toros’a nehir kenarında bekleyen ve içinde beş kişi bulunan diğer bir otomobilin eşlik ettiğine ve araçların Bismil’e doğru uzaklaştığına tanık oldular.

 

Söz konusu araçların Bismil Jandarma Tabur’una girdiği bilgisini alan aile, Mehmet Salim’in nerede olduğunu ve neden gözaltına alındığını öğrenmek amacıyla yerelde askeri, adli ve idari makamlara başvurdu. Ardından Cumhurbaşkanı, İçişleri, Adalet ve İnsan Hakları Bakanı başta olmak üzere ilgili ulusal makamlara başvurdu ve acilen harekete geçilerek Acar’ın can güvenliğinin sağlanmasını talep etti.

Silvan Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran aile, Mehmet Salim Acar’ın kaçırılmasından sorumlu oldukları gerekçesiyle Bismil İlçe Komando Tabur Komutanı İzzet Cural ve jandarma görevlisi Ahmet Babayiğit hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak İl İdare Kurulu 23 Ocak 1997 tarihinde bu kişilere karşı yeterli delil olmadığı iddiasıyla, yargılama yapılmaması yönünde karar verdi.Tüm baskı ve tehditlere rağmen yıllarca başvurularını sürdüren aile, iç hukuktan sonuç alamadı. Dava AİHM’e taşındı.

 

Türkiye, AİHM’e:  hükümetimiz M. Salim Acar’ın  ortadan kaybolmasının ailesinde sebep olduğu ızdırap nedeniyle üzüntü duymaktadır. Kaybolma iddialarında etkin soruşturmalar yürütmemenin Sözleşmenin 2, 5, 13. maddelerinin ihlalini oluşturduğunu kabul etmekteyiz dedi. Başvurucuya tazminat ödeyerek dostane çözüm teklif etti. Acar Ailesi dostane çözüm teklifini reddetti ve maruz kaldığı ihlalin mahkemenin