
Kürt siyasetçilerin yargılandığı Kobani Davası’nda konuşan Ahmet Türk, “12 Eylül’leri, Diyarbakır zindanlarını yaşadık. Bugüne geldiğimiz de değişen bir şey yok. IŞİD çetelerinin vahşeti karşısında suskunluğumuz düşünülemezdi” dedi. IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin […]
IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 22’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobani Davası’nın 11’inci grup duruşması, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.
Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçiler salonda hazır bulunurken, farklı cezaevindeki tutulan siyasetçiler de Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.
Dosyaya gelen evrakların okunması ardından avukat Ali Bozan söz aldı. Bozan, “Bugüne kadar dinlenmemiş müştekilerin, müvekkillerin sorguları bitene kadar müştekilerin dinlenmesi talebini kaldırılmasını istiyoruz” dedi.
Mahkemenin ilk başkanı Bahtiyar Çolak’ın gözaltına alınmasına da dikkati çeken Bozan, Çolak’ın iddianameyi kabul ettiğini ve Eylül ayına kadar mahkemede yapılan işlemlerde imzası olduğunu vurguladı. Bozan, “Tensip ile birçok ara karar verdi, 2021 Eylül ayına kadar yapılan yargılamaların tamamında sizinle birlikte Bahtiyar Bey’in imzası vardı. Yargılanan müvekkillerimiz ve meslektaşlarımız bir talepte bulundu. HSK tarafından başlatılan soruşturmanın incelenmesini talep ediyoruz, talebimiz reddedildi” şeklinde konuştu.
Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin “özel” olarak atandığına işaret eden Bozan, “Çolak da bu dava için özel olarak seçildi. Çolak, ‘atadedeler’ soruşturması kapsamında gözaltına alındı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ne siz ne Bahtiyar bey müvekkilimiz hakkında masumiyet karinesini dikkate almadı. Ama biz Bahtiyar Bey’in masumiyet karinesini önemsiyoruz” diye konuştu.
Kamuoyuna yansıyan bilgilerle sözlerini sürdüren Bozan, şunları söyledi:
Basından gördüğümüz kadarıyla 2020 yılında Ankara’da bir toplantı yapılmış. Bu toplantıya Bahtiyar Çolak’ın da katıldığı belirtiliyor. Çolak hakkında bir soruşturma var ise HSK hangi niyetle neleri yaptırmakla Kobani davasına atadı. Dosyada teknik takip var, WhatsApp görüşmeleri var. Teknik takip var ise Bahtiyar Bey Kobani davasına özel atandıktan önce telefon görüşmeleri, WhatsApp görüşmeleri ortaya çıkacaktır. Etkin bir araştırma yapılırsa bu dosyanın bir kumpas davası olduğu ortaya çıkacağının kanaatindeyiz. ‘Atadedeler’ toplantısının MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun isimlerinin referans olduğu basına yansıdı. İddianamenin içeriğini biz bilmeden MHP, HDP’nin kapatılması için Yargıtay’a çağrıda bulundu. Bahçeli’nin, 2020 yılında Bahtiyar Çolak’ın da katıldığı toplantıda referans olduğu iddiaları var. Bu iddia gerçekse, sizlerin bugün yargılamayı bitirip müvekkillerimiz hakkında beraat ve tahliye kararı vermeniz gerekiyor.
Duruşma Kürt siyasetçi Ahmet Türk’ün savunmasıyla sürdü. Kürsüden savunma yapan Türk, uzun yıllar siyaset içerisinde bulunduğunu belirtti.
Siyasette geçen 50 yıllık ömründe birçok haksız, hukuksuz uygulamalarla karşı karşıya kaldığını belirten Türk, şunları dile getirdi:
12 Eylül’leri Diyarbakır Zindanları yaşadık. O dönemin Genel Kurmay Başkanı ‘Bunları Meclis’ten atacaksınız, sokaklarda it gibi öldüreceksiniz’ dedi. Dokunulmazlıklarımız kaldırıldı. Bugüne geldiğimiz de değişen bir şey yok. Baskılarla bizi siyasi demokratik siyasetten koparmaya çalıştılar. Kürt sorununun demokratik siyasetle çözüleceğini inandığımız için bugüne kadar mücadele ettik. Belediye başkanlığına geçtikten bir gün sonra kayyumlar yerimize atandı. Bugünde haksız hukuksuz Kobani davası ile karşı karşıyayız.
IŞİD çetelerinin vahşeti karşısında suskunluğumuz düşünülemezdi. O dönemde düşüncelerimizi ortaya koyduk. Çabalar gösterdik, tüm dünyaya seslendik. IŞİD çetelerinin gözden kaçmamasını, demokrasiye insan haklarına destek verilmesini istedik. İŞİD çeteleri şehitleri yıktı, yaktı insanları kaçırdı. Biz o dönem müdahil olduk ve vahşeti göstermek için çaba gösterdik.